1 Eylül 2010 Çarşamba

Hayat işte.

Düşen sıcaklıklar, yağışlı hava baş ağrılarına yol açtıysa da pek hayırlı oldu. Pikeye sarılmayı hatta kafamı altına sokup nefesten kesilinceye kadar orada kalmayı, pikenin içinden elimi uzatıp alarmı ertelemeyi pek özlemişim. İşteki son günüme yaklaşırken İtalya hazırlıkları dışında başka hazırlıklar var sırada. Nişanlanmak. Ne garip. Bundan 3-4 sene öncesine kadar annemle babam ben evlenirken yaşlı olacaklar pöff diye hayıflanıyordum. Artık ne düşündüysem 40 yaşında evlenmekti sanırım planım. Daha evliliğe vakit olsa da nişanlanmak diye bir şey var öncesinde. Biz de onu gerçekleştireceğiz. Nasıl bir hisse artık bir anda konuşulmaya başlıyor böyle şeyler. Bir taraf demiyor ki hadi nişanlanalım. Zaten öyle de denmiyor evlenelim dedikten sonra dur ya öncesinde bir de nişanlanmak gerekiyordu sanırım diye durup düşünüyoruz. Sonra gün bu gündür diyip hazırlıklara başlıyoruz. Hayat işte. Demek ki böyle oluyormuş bu işler demekten de kendimizi alamıyoruz. 6 yaşından beri bugünü bekleyen kızlardan pek olamadığım için heyecanım sadece onunla beraber bir hayat fikriyle başlıyor. İşte bu fikir kararı tetikleyen oluyor.

Her şey tamam herkes onayı verdi ancak bu izdivaca sıcak bakmayan tek bir isim kaldı: Defne.
Yüzükler takılırken "no no" diye araya girecek "ge buraya" diyip beni kapıda bekleyen pusetine atacak, götürecek oralardan. Hayır demiyor no no diyor. Baby tv bebesi deli:)

işte o küçük minnoş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder